Yazı MalatyaHaber.com sitesinden Niyazi Doğan Tarafından yazılmış. Çok güzel olaylar anlatılmış, betimlenmiş. Paylaşmaya değer. Orjinal Kaynak
Pervasızca bütün bir Malatya’ya Mersedes Kadir muamelesi yapıyorlar.
Âlemi kör / milleti sersem zannediyorlar.
Gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyorlar…
Aziz Nesin’e kızıp küfrediyorlar ama, Aziz Nesin’in verdiği oranı % 100’e yükseltir pervasızlıkla konuşuyorlar…
Zekâmızla alay ediyorlar.
…
NATO kamuflajı altında İsrail’in güvenliği için İran’a karşı Malatya’da / Kürecik’de konuşlandırılacak Füze Kalkanı Sistemi’ne dair yazmayı planlıyordum günlerdir.
Bugün / yarın / Kürecik’teki protesto mitinginden önce / sonra derken tembelliğe övgü babında bugünlere geldik.
Ama bardağı taşıran damlaya ihtiyacım varmış demek ki…
Bardağı taşıran damla, çok matah bir icraata imza atmış gibi, birbiri ile yarışarak ve birbirinden gizli açıklama yaparak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Malatya’ya kurulacak Amerikan Radarı’nın sağlığımıza faydalarını anlatan AKP’nin 3 Malatya Milletvekili, Mustafa Şahin, Öznur Çalık ve Cemal Akın’dan geldi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ziyaret etmişler. Sayın bakandan radar üssünden elde edilecek istihbaratın İsrail’le paylaşılmayacağına dair güvence almışlar.
Zannedersiniz ki, Kürecik’teki radarla izlenecek İran İslam Cumhuriyeti’ni İsrail’e ispiyonlamak ya da ispiyonlamamak kararı Ahmet Davutoğlu ya da AKP hükümetinin inisiyatifinde.
Ha bir de Füze Kalkanı’nın komutası Türkiye’de olacakmış… Yersen….
…
Ahmet Davutoğlu.
Komşularla Sıfır Sorun Fantezisi’nin sahibi.
Kendi teorisi 6 ayda yine kendisi tarafından çökertilen / iflas ettirilen Ahmet Hoca.
Cahiliye döneminin putperestlerini hatırlıyorum biranda.
Hamurdan put yapıp, tapınma ihtiyacını giderdikten sonra, putunu yiyen cahiliye döneminin aymazları belleğimde canlanıyor.
İçerikten bağımsız, metodolojik / teknik bir kıyaslama benimkisi. Din yerine AKP’yi ikame etme gafletinde olan kesin inançlılar hemen öfkelerini kusmaya kalkmasın.
Komşularla Sıfır Sorun Teorisi Ahmet Davutoğlu tarafından üretilen, uluslararası ilişkilerde ise anlamlı bir karşılığı olmayan bir puttu. Putlaştırma sürecinin mimarı ise demokrasi ve özgürlük nutukları ile memleketi tek tip insan cehennemi yapmak / cennet ülkeyi cinnet ülkeye dönüştürmek yolunda şehvetle mücadele eden AKP Medyası’ydı.
AKP bir yılı aşkın bu putu kaldıraç olarak kullanıp Suriye ile kardeş, İran’la müttefik, Ermenistan ve Yunanistan ile bahar havası tadında komşuluk hukuku yarattı.
Hani filmlerde olur ya… Zamanı biraz akıtmak gerekir. Kamera belirli bir periyot sonrasına odaklanacaktır. Perdede şöyle bir yazı belirir: One Year Later…
Yani 1 yıl sonra…
Ermenistan’la ilişkiler çok daha kötüye gitmiştir. Azerbaycan’dan gizlenen protokoller deşifre edilmiş, Başbakan Erdoğan apar topar Bakü’ye gitmek zorunda kalmış, Azerbaycan Milli Meclisi’nde milletvekillerine hitap ederek Ermenistan’la yapılan protokollerin geçerliliğini kesin bir dille Azeri topraklarının Ermeni işgalinden arındırılması şartına bağlı olduğunu söylemek zorunda kalmıştır… Yani protokoller çökmüştür.
Yunanistan’la Yunan ekonomisinin sefilleri oynadığı, diz çöktüğü bir dönemde bile, 50 yıl öncesinden bugüne devredilen sorunlarda bir adım olsun ilerleme olmamıştır. Bir arpa boyu ilerleme olmuş ise de bu ilerleme Türkiye’nin gerilemesi ile kayda geçmiştir.
Libya / Suriye…
Amerika’nın / Fransa’nın / İtalya’nın İran’ı bölgede yalnızlaştırarak hizaya getirmek ve bir damla petrol için yarattığı kan banyosunu bize Arap Baharı diye yutturmaya kalkıştılar.
Batı medyasının imal ettiği / kavramsallaştırdığı Arap Baharı kavramının üzerine aşkla atladı Ahmet Davutoğlu…
Kendi coğrafyasına bu kadar oryantalist bir kavramın kıskacında yaklaşan bir başka bakan olmuş mudur?
Hani şu Başbakan Erdoğan’ın ‘Monşerler’ hitabıyla kendi değerlerine yabancılaştığını ileri sürdüğü cumhuriyetin geleneksel diplomat mimarisi içinde bile oryantalizm hastalığı bu derece kronikleşmiş midir?
Başbakan Erdoğan, önceki gün vahşice öldürüldüğüne ilişkin görüntüler yayınlanan Libya Lideri Muammer Kaddafi’nin elinden çok uzak bir tarihte değil, Kasım 2010’da ‘İnsan Hakları Ödülü’ aldı. Mayıs 2011’de ise Erdoğan ve Davutoğlu için Kaddafi bir katildi. Egemen bir ülkenin içişlerine uluslararası hukuk yok sayılarak müdahale edildi AKP hükümeti tarafından. Çünkü silah tüccarlarının ve petrol baronlarının emir eri Hüseyin Obama böyle buyurmuştu bizimkilere…
Beşar Esad, 6 ay önce kardeşti. Ortak bakanlar kurulu toplantısı yapılacaktı / vizeler karşılıklı kaldırılmıştı. Şimdi kalleş oldu AKP Hükümeti’nin gözünde.
Komşularla Sıfır Sorun Fantezisi’nin patentini elinde bulunduran Davutoğlu, Mehmet Ali Birand’ın programında Suriye’ye neredeyse savaş ilan edecek. Çünkü böyle buyuruyor Hüseyin Obama. Çünkü böyle gerektiriyor Amerikan derin devletinin çıkarları ve İsrail’in güvenlik paranoyası…
Başbakan Erdoğan ve Davutoğlu, Esad için ‘Halkına zulmedenle işimiz olmaz’ diyor.
Peki, Esad’a, Kaddafi’ye dayılanan AKP hükümeti;
Amerika emperyalizmi yanıbaşımızdaki Irak’ta 1 milyon 250 bin Müslümanı vahşice öldürürken / yıllarca coğrafyamızda kan içiciliğini sürdürürken / binlerce Müslüman kadına tecavüz ederken o aşağılık Amerikan askerleri…
Ne yaptı?
Sustular…
Sadece susmakla mı yetindiler? Hayır. Keşke sadece sussalardı. Zulme suskun ve seyirci kalmaya ilave olarak bu topraklardaki Amerikan üslerinden kalkan işgalci kuvvet uçaklarının Irak’a / Müslüman coğrafyaya / Hz. Ali’nin türbesinin bulunduğu topraklara tonlarca bomba yağdırmasına izin verdiler.
Katil Amerika’ydı / katledilen 1 milyon 250 bin Iraklı Müslüman / katile iktidarlarının devamı için yardım ve yataklık edenler ise bugün ‘Zulmedenle işimiz olmaz’ diyen mücahitlerimizdi…
Utanma duygusunu portmantoya asarak bir de gidip yardım ve yataklık yaptıkları Amerika’nın bomba yağdırdığı, harabe haline getirdiği Hz. Ali’nin Türbesi’ni ziyaret ettiler Necef’te… Yüzleri kızarmadan Hz. Ali’nin huzuruna çıkma cesareti gösterdiler. Bu riyakârlık karşısında Sevgili oğlu Hz. Hüseyin Kerbela’da katledilirken, ahiret yurdundaki Büyük İmam bu kadar acı çekmiş midir?